Back

Geniş bir networkünüz olabilir. Peki gerçekten iş görüyor mu?

Bir şey söyleyelim mi? İşletme sahibiyseniz, çevreniz ne kadar kalabalık olursa olsun bazı kararları tek başınıza veriyorsunuz.

Gün boyu insanlarla konuşuyorsunuz. Ekibiniz, müşterileriniz, tedarikçileriniz, danışmanlarınız… Telefon rehberiniz dolu. LinkedIn’de yıllar içinde biriken yüzlerce, belki binlerce bağlantınız var. Dışarıdan bakınca ulaşamayacağınız kimse yokmuş gibi görünüyor.

Ama sonra gerçekten zor bir konu geliyor.

Yeni bir pazara mı gireceksiniz? Büyük bir teknoloji yatırımı mı yapacaksınız? Güvendiğiniz bir çalışan ayrılmak mı istiyor? Belki nakit akışı sizi hızlı karar vermeye zorluyor. Belki aile şirketinde görev devrini konuşuyorsunuz. Ya da herkes yapay zekâdan söz ederken siz hâlâ haklı olarak “Biz nereden başlayacağız?” diye düşünüyorsunuz.

Böyle zamanlarda bilgi bulmak zor değil. İnterneti açın, yüzlerce cevap var. Yapay zekâya sorun, saniyeler içinde bir liste çıkar. Asıl zor olan şu: Bu bilgilerin hangisi sizin işletmenizde gerçekten işe yarar?

İşte o zaman soru değişir: “Bu konuda ne yazıyor?” değil, “Bunu gerçekten yaşamış kimi arayabilirim?”

Bu soruya vereceğiniz cevap, işletmenizin görünmeyen ama son derece gerçek bir varlığını gösterir: sosyal sermayenizi.

Peki sosyal sermaye dediğimiz şey ne?

En sade hâliyle anlatalım. Sosyal sermaye; ilişkileriniz sayesinde ulaşabildiğiniz güvenin, deneyimin, bilginin, desteğin ve iş birliği imkânının toplam değeri. OECD de kavramı anlatırken yalnızca ağlardan söz etmiyor; insanların birlikte hareket etmesini sağlayan ortak normları, değerleri ve anlayışı da işin içine katıyor.

Yani birini tanıyor olmanız yetmiyor. Gerektiğinde arayabiliyor musunuz? Açık konuşabiliyor musunuz? O da size güveniyor mu? Paylaştığınız bilgi gerçekten bir işe yarıyor mu? Mesele bu.

Birini kartvizitinden tanıyabilirsiniz. Başka biriyle aynı mesleki grupta bulunabilirsiniz. Bir üçüncüsünün telefon numarası rehberinizde kayıtlı olabilir. Fakat benzer bir sorunu yaşadığında sizi arayan, sizin de zorlandığınızda dürüstçe konuşabildiğiniz insanlarla kurduğunuz ilişki başka bir düzeydedir.

Sosyal sermaye tam olarak bu farkta oluşur.

İş dünyasında network genellikle sayılarla anlatılıyor: Kaç bağlantınız var, kaç etkinliğe katıldınız, kaç kişiyle kartvizit değiştirdiniz? Bunların hiçbiri önemsiz değil. Her yeni temas bir ihtimal yaratır. Ancak ihtimal ile sermaye aynı şey değildir.

Bir bağlantının sermayeye dönüşmesi için zaman, güven, karşılıklılık ve gerçek bir değer alışverişi gerekir. Aksi hâlde elinizde geniş bir rehber olur; fakat kritik anda arayabileceğiniz insan sayısı yine birkaç kişiyle sınırlı kalır.

Şöyle düşünün. Yeni bir ülkeye ihracat yapacaksınız. Binlerce bağlantınız var. Ama o pazarda gerçekten iş yapmış, tahsilat sorunu yaşamış, doğru ortağı bulmak için birkaç yanlış kapı çalmış ve bütün bunları sizinle açıkça konuşabilecek kimse yok. O binlerce bağlantı, o karar anında size ne kadar yardımcı oluyor?

Daha küçük bir çevreye sahip başka bir işletme sahibi ise o pazara daha önce girmiş üç kişiyle güven içinde konuşabiliyorsa çok daha güçlü bir başlangıç noktasına sahip olabilir.

Bağlantı sayısı sizi görünür kılar. Sosyal sermaye ise belirsizlik karşısında daha hazırlıklı kılar.

Bir de bilançoda görünmeyen taraf var

Bir işletmenin değerini konuşurken finansal sermayeyi, ekibi, markayı, teknolojiyi ve süreçleri düşünürüz. Oysa işletmenin ihtiyaç duyduğu kaynakların tamamı kendi bünyesinde bulunmaz. Bazen en kritik bilgi başka bir işletmenin deneyimindedir. Bazen doğru aday, güvendiğiniz birinin referansıyla görünür olur. Bazen aylar sürecek bir araştırma, doğru kişiyle yapılan bir saatlik konuşmayla yön değiştirir.

Bu durum sosyal sermayeyi “iyi ilişkilere sahip olmak” gibi yumuşak bir başlıktan çıkarır. Konu doğrudan karar kalitesi, öğrenme hızı, riskleri erken fark etme ve fırsatlara erişimle ilgilidir.

Stam, Arzlanian ve Elfring’in 61 bağımsız örneklemi bir araya getiren meta-analizi, girişimcilerin sosyal sermayesi ile küçük işletme performansı arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunduğunu gösteriyor. Bu elbette “çok kişi tanıyan herkes daha hızlı büyür” demek değil. Ağın yapısı, ilişkilerin niteliği ve erişilen kaynağın nasıl kullanıldığı sonucu değiştiriyor.

Bizce asıl çıkarım şu: İşletmenizin kapasitesi yalnızca bugün kontrol ettiğiniz kaynaklarla sınırlı değildir. Güven içinde ulaşabildiğiniz deneyimler ve insanlar da hareket alanınızı genişletir.

Sosyal Sermaye Hakkında En Çok Sorulanlar

Sosyal sermaye tam olarak nedir?

Şöyle düşünün: Tanıdığınız insanlar networkünüzü oluşturur. Bu insanlarla aranızdaki güven, ihtiyaç anında ulaşabildiğiniz deneyim ve birlikte üretebildiğiniz değer ise sosyal sermayenizdir.

Network ile sosyal sermaye aynı şey değil mi?

Değil. Network bağlantı ağınız. Sosyal sermaye ise o ağın gerçekten ne kadar işe yaradığı. Binlerce bağlantınız olabilir; ama zor bir konuda açıkça konuşabileceğiniz kimse yoksa sosyal sermayeniz sandığınız kadar güçlü olmayabilir.

Sosyal sermaye işletme performansını etkiler mi?

Araştırmalar ikisi arasında olumlu bir ilişki olduğunu gösteriyor. Ama mesele yalnızca çok kişi tanımak değil. Ağın çeşitliliği, ilişkilerdeki güven ve ulaştığınız bilgiyi işletmenizde nasıl kullandığınız sonucu belirliyor.

Kaynaklar ve İleri Okuma

OECD — Trust and Social Capital. Kaynağı inceleyin

Stam, Arzlanian & Elfring (2014) — Social capital of entrepreneurs and small firm performance. Araştırmayı inceleyin

PaylaşLinkedInWhatsAppXFacebook